Ana Sayfa Güneş Köyü İletişim
Üye Girişi
Adı Soyadı:
Şifre :
Beni Hatırla
Duyurular
Tekil Ziyaretçi Sayısı
Şu An Sitede: 1
Bugün : 8
Dün : 38
Bu Ay : 365
Sınırlı Bölge. Bu sayfaya sadece üyeler erişebilir.
Güneş Köyü Forumları -
Adı Soyadı :
Kayıt Tarihi :
01.01.1970
Son Ziyareti :
01.01.1970
Gönderilme Tarihi : 01.01.1970 Perşembe - 02:00

Cevap :
Adı Soyadı :
Burak Culha
Kayıt Tarihi :
08.02.2010
Son Ziyareti :
07.09.2010
Gönderilme Tarihi : 15.03.2010 Pazartesi - 22:25

Dünyanın en hızlı ve en kullanışlı web tarayıcısı Opera’nın merakla beklenen 10 Final sürümü yayınlandı.

Şu ana kadar hiç Opera kullanmadıysanız Opera’yı size anlatmak zor olacaktır. Herhalde Firefox öne çıkarıldığı ve destek verildiği kadar Opera üzerinde durulsaydı şu an durum farklı olurdu. Yıllar önce Opera sadece tab desteği ve hızı için tercih edilirdi, şu an ise Opera ile pop3 mailleri okumak, RSS’leri takip etmek, download işlemlerini yapmak, bittorent desteği ile p2p için kullanmak vb... işler için kullanılabiliyor. Opera’nın Quick Note özelliği ise bir harika, küçük notlarınızı tutabilir, formlarda ve maillerde hazır metinleri kullanabilirsiniz. Opera’nın bir önceki sayfada yazılı olan verileri hiç bozmadan tutması yine form doldururken çok işe yarıyor. İngilizce sayfaları sesli okuyabilme özelliği ise makale okumak için birebir. Ctrl+1 gibi sitelere kısayol da atayabiliyorsunuz. Genel olarak Opera’nın özelliklerinden; Opera hesabınız ile tüm linklerinizi ve notlarınızı eşitleyebilme, e-postalar için yavaş bağlantı modu, arayüz, yama ve araç çubuğu desteği, Wand özelliği ile parolalarınızı hatırlayabilme ve kolayca form doldurma, özelleştirilebilir arama motorları, sekmeli gezinti, sayfaları çok hızlı bir şekilde gezebilmenizi sağlayan Opera Turbo özelliği, 25 adede kadar siteyi hızlı erişim sağlayabilme gibi başlıca ve yararlı olanlarını yazabiliriz.


             İNDİR
Cevap :
Adı Soyadı :
Burak Culha
Kayıt Tarihi :
08.02.2010
Son Ziyareti :
07.09.2010
Gönderilme Tarihi : 15.03.2010 Pazartesi - 22:29

Gerçekten çok güzel bir program kendim kullanıyorum meslela bir video izlediğimzde(örneğin facebookta video izliyorsunuz)o videoyu indirebiliyorsunuz çok kullanışlı sade bir program


              İNDİR
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 02.03.2010 Salı - 17:36

-Selam, benim adım Wanda .
- Selam, benimki de Slyvia, sen nasıl öldün?
- Donarak öldüm.
- Ne kadar... korkunç.
- Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
- Peki sen nasıl öldün?
- Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üst...ünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına televizyon seyreder halde buldum.
- Sonra ne oldu?
- Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi aramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını her yeri aradım fakat bulamadım. Ararken aşırı yorulmuşum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
- Ah be güzelim bir de derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık...
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 15.03.2010 Pazartesi - 10:22

Geçen hafta Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesi olmasına rağmen kadınlarla ilgili yazmayınca bir grup okurdan fırça yedim. “İnsan anlamadığı konuda yazmamalı” diyerek geçiştirmeye çalışsam da yine de mesajların çokluğu karşısında “biliyormuş gibi” yapma gereği doğdu. Kadınlarla ilgili öznel genellemelere gitmek gerekirse neler yazarım diye düşündüm. İşte sonuçları:

İçtendirler: Ama güven çemberleri içindeki erkeklerle baş başa kaldıklarında... Bir grup kadın ve erkeğin bir arada bulunduğu ortamda, erkekler, kadınların “saçma, yersiz” sayılabilecek söz ve davranışlarının hepsini “atlar.” Zira benzer şeyleri kendileri de yapmaktadırlar. Ne var ki, grup dağıldıktan sonra, kadınlar, “kendi” erkeklerine diğer kadınların acayip hallerinin hepsini anlatırlar. Bunu, “Bilmem kim hanımın şöyle demesi ne kadar komikti değil mi?” gibi masum bir soru cümlesine yedirerek de yapabilirler. Kadınların neden böyle davrandıklarını çözebilmiş değilim. “Kıskançlık” yeterli açıklama değildir, zira bir başka kadın tarafından açığı aranan kadının kıskanılacak herhangi bir şeyi olmayabilir.

Test ederler: Ama asla test ediyormuş gibi görünmezler… Toy erkekler, bu tür cümleler karşısında gerçekten fikirlerinin sorulduğunu düşünüp saf saf düşüncelerini söyleyebilirler. Örneğin, “Bilmem kim hanımın kıyafeti ne güzeldi değil mi” sorusu gibi. Dikkat etmediğinizi söylerseniz, bu kez kıyafetin güzel ama o ortam için uygunsuz olduğunu da söyleyebilirler. Buna onay verirseniz ne tür bir kıyafetin uygun olabileceğini sorar. Onay vermezseniz zaten yandınız. Erkekler, 20’li yaşların ikinci yarısında bu tür durumlarda sessiz kalmak gerektiğini öğrenirler. 30’lu yaşlarda konuyu değiştirirler. (40’lı yaşlardaki okurlarım taktiklerini söylesin, onu da yazı konusu yapalım.) Sonuç olarak, seçenekleri arasında doğru yanıtın olmadığı bu tür testlerin kadınlar tarafından neden hazırlandığı belirsizdir. En azından 30’lu yaşların deneyimiyle çözülememiştir.

Güldürmek kolaydır: Tabii hoşlandıkları insan espri yapıyorsa… Hoşlanmadıkları bir adamın şakasına, daha kötüsünü duymamış gibi yapabilirler. Hoşlandıkları bir adamın berbat bir esprisine bile kahkahalarla gülebilirler. “Kadınlar, kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanırlar” varsayımının doğru olduğunu zanneden işbu toy erkekler de espri yapıp dururlar. Oysa doğrusunun, “Kadınlar hoşlandıkları erkeklere gülerler” önermesi olduğunu anladıklarında toylukları da bitmiş sayılır.

Affedicidirler: Tabii, doğru zamanda önünüze getirmek kaydıyla… Bir olayı tamamen unutup genel af çıkartanına rastlanmamıştır… ABD’de bitkisel hayata geçen bir kadının, “Canım sevgilim uyan” diyen kocasına, “Daha önce bir kere bile sevgilim dedin mi sanki” deyip tekrar bitkisel hayata girdiği kayda geçmiştir.

Onlarsız olmaz: Tabii… Ama’sı yoktur. Nokta.



Can GAZALCI
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 27.01.2010 Çarşamba - 19:38

1. Yavuz Bingöl – Beyaz Giyme
2. Yıldız Tilbe – Metris
3. Onur Akın – Eğin Türküsü
4. Hüseyin Turan – Bilemedim
5. Gülay – Alma Attım Yuvarlandı
6. Nilüfer Sarıtaş – Bül Bül Ağlar Gül Ağlar
7. Hakan Yeşilyurt – Ben Sana Yandım Gelin
8. Oğuz Aksaç – Ağlama Yar
9. Seyfi Yerlikaya – Turnam Gidersen Mardine
10. Koro – Sen Bir Ceylan Olsan
11. Yıldız Tilbe – Gel Gör Beni Aşk Neyledi
12. Berdan Mardini – Kime Kin Ettin
13. Ender Balkır – Yüksek Minarede Kandiller Yanar

Liste Fiyatı : 13.00 TL
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 27.01.2010 Çarşamba - 19:43

1. Pencereden Kar Geliyor
2. Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram
3. Zeynep
4. Dağlar
5. Divane Aşık Gibi
6. Kerpiç Kerpiç Üstüne Kurdum Binayı
7. Mecnunum Leylamı Gördüm
8. Bugün Ben Bir Güzel Gördüm
9. Kaleden İnişmi olur
10. Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
11. Ben Seni Sevdiğimi Dünyalara Bildirdim

Erkan OĞUR

Liste Fiyatı : 13.00 TL
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 27.01.2010 Çarşamba - 19:52

Tanıtım:

ComboFix programı USB belleklerinizden bulaşan zararlı yazılımları temizler. Autorun.inf gibi uygulamaların içerisinden bilgisayarınıza sızmaya çalışan amvo ve kavo gibi zararlı yazılımları temizleyerek sisteminizi bu yazılımlardan arındırır.

Combofix günümüzün en iyi antivürüs programlarının bile çözüm için uğraştıkları virüsü kolayca bulup temizleyebilir. Amvo.exe virüsü (sytem32) klasörüne gizlenerek bilgisayar performansını düşürür ve durmadan kendini kopyalayarak bulunmasını zorlaştırır. Combofix bunun için özel bir sistemle bu virüsü bulur ve siler.

Programın kullanılması ve kurulması çok basittir ancak, programı kurmadan önce bilgisayarınızdaki diğer antivirüsleri kapatmanız gerekiyor. Bilgisayarınızı taratmadan önce yine diğer antivirüs programlarınızı kapatmanız gerekir.

Not: Ayrıca vista kullanıcıları için programa sağ tıklayıp "Yönetici olarak çalıştır" komutu ile çalıştırılması gerekiyor.

İndir
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 29.01.2010 Cuma - 14:07

Sen menim için yan
Men seni severah,yanim dutuşim
Glasik eşk neyse onu yaşıyah

Ya da sevme haberin olmasın
Men sana sevdalanip dolaşim
Platonik eşk neyse onu yaşiyah

Sevdada oturah,yiyah içah
Elele olah,gan kusah
Tombilik eşk neyse onu yaşiyah

İstersen sevdadan kendimi kesim
Sağımi solumu doğriyim biçim
Psikopatik eşk neyse onu yaşıyah

Eyle sevah ki gara sevda olah
Araplara benziyeh gapgara olah
Gara eşk neyse onu yaşiyah

Yalan söylemiyah hep doğru diyah
Beraber oturah beraber yiyah
Realist eşk neyse onu yaşiyah

Birbirimize türkü söyliyah mızıldıyah
Elele tarlalarda bostanlarda gezah
Romantik eşk neyse onu yaşiyah

Kediyi; gudiyi sen diye sevim
Sen de horozi,guliyi men diye sev
Sembolik eşk neyse onu yaşiyah

Elele tutusip kendimizi elehtriga verah
Zangır zangır titriyah,ölmüyah
Elektronik esk neyse onu yaşıyah

Ahirlarda komlarda buluşah
Tezek ağıIlarının dibinde oturah
Otantik eşk neyse onu yaşıyah.

Anonim Azeri Şiiri - Fikret Kanat
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 31.01.2010 Pazar - 23:42

Bildiğiniz gibi youtube giriş yasaklı olduğundan çoğu kişi ne video yükleyebiliyor, ne de izleyebiliyor. Forum sitelerinde bulunan bazı youtubejacker gibi programlar ve ktunnel gibi siteler kullanılsa da, belli bir zamandan sonra hem işe yaramıyor, hem de reklamlar sayesinde izleme olanağı kısıtlanıyor... Aşağıda, detaylı ve görsel olarak, google gibi bir arama motorunun, DNS adreslerini kullanarak youtubeye giriş yapabileceksiniz... Sadece aşağıda anlatılanları sırasıyla uygulamak kalıyor...

Buradan da resmi inceleyebilirsiniz...  Tıkla!!!

Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 22.02.2010 Pazartesi - 11:08

Bazen nicedir görmediğimiz biriyle karşılaşınca bize hayatımızla ilgili sorular sorar. Aslında bunların bize en yakınlarımız tarafından sorulmasını istediğimizi düşündünüz mü hiç?
İnsanların, örneğin bir uçak yolculuğunda, hiç tanımadığı birilerine bütün dertlerini anlatacak kadar açılabildiklerini duymuşsunuzdur. Uçakta görüp içinizi açtığınız kişi sizi muhtemelen alana iner inmez unutacaktır. En fazla, “Yanımda oturan da yol boyu kafamı şişirdi” diye sizi yakınlarına şikâyet edecektir. Bunun dışında ondan zarar görmeniz beklenmez. Oysa kârlısınızdır: “Şimdiki zaman”da rahatlarken, gelecekle ilgili risk almamış da olursunuz.
Yakınlarımıza iç dünyamızla ilgili sıkıntılı bir şeyler anlatmanın “risk” olması, insanın bir tür iç trajedisidir. Derdinizi anlattığınız kişiyle aynı zamanda “güçsüzlüğünüzü” de paylaşmış olduğunuz hissine kapılırsınız. Üstelik onun tarafından halledilebilecek (ya da öyle sandığınız) sorununuz yine de çözülmezse, bir sonraki yolculuğunuzda anlatacak bir konunuz daha var demektir.

***

Bütün bunları düşünürken, Nurettin Kurt’un haberini gördüm: “Ankara’da bir polis memuru, eşinin aşırı titizliğini gerekçe göstererek boşanma davası açtı. Örnek olarak da beş yıllık eşinin kendisini çamaşır suyuyla yıkamasını gösterdi.” Haberi okuyunca kocanın yaşadıklarını düşünmekten kendimi alamadım. Çamaşır suyuyla yıkanmayı bir saldırı olarak nitelememiş, yalnızca “Eşim çok titiz” demiş, fakir. Yani yıllarca çamaşır suyuyla keselendikten sonra artık daha fazla dayanamamış gibi bir hali var, adamın. Tamam, yanı başımızda olup bitenlerin farkında olalım ama mümkünse bu kadar da yanlış anlamayalım. Baksanıza iş ayrılığa kadar varıyor, sonra. Bir an için kocanın yerine kendinizi koyun… Bütün gün suç işleyenlerle uğraştıktan sonra eve geldiğinizde eşiniz sizi elinde çamaşır suyuyla karşılayıp banyoya kovalıyor. Bir gece önceden leğende bekletmediği için ona teşekkür etmeniz lazım ama önce “bunun derdi ne” diye düşünmeniz gerekmez mi? Kadının yaptığını titizlik olarak gören adam bunu atlamış gibi. Büyük ihtimalle, kocasını çamaşır suyuyla yıkayan kadın çok mutsuzdu. Sanırım işin sırrı birbirimizi o noktaya getirmeden “yakalamakta.” Kimbilir insanların hangi sorunları, hangi tuhaf davranışlarda baş gösteriyor? İnsan, bıçak kemiğe dayandığında, iç bariyerlerini yıkıp tuhaf işler yapabilir. Bu noktaya gelen biri bazen çok yakınımızda olabilir. Her gün gördüklerimize, hayatımızı paylaştıklarımıza, hatta yanından geçip gittiklerimize bazen geriye çekilip daha uzaktan bakmak gerekiyor, sanırım. Belki o zaman, onları daha yakından görebiliriz…

Yazar: Can GAZALCI
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 05.02.2010 Cuma - 19:34

Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 01.03.2010 Pazartesi - 20:54


Görmemizi sağlayan retinanın bir noktası algılama yeteneğinden yoksundur. Bu noktaya denk gelen görüntüler beyne ulaşmaz.

Sağ gözünüzü kapatın ve sol gözünüzle L harfine bakın. L harfine bakarken yavaşça ekrana yaklaşın sonra da uzaklaşın. Başınız ekrandan yaklaşık 50 cm mesafeye geldiğinde R harfini göremediğinizi farkedeceksiniz.

Aynı deneyi sağ gözünüzle R harfine bakrak da tekrarlayabilirsiniz.








Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 06.02.2010 Cumartesi - 22:26

Dört kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bişey oldugunu öğrenmek istemişler.
1. kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve "aydınlatıcı bişey" demiş.
Bununla yetinmeyen 2. kelebek biraz daha yaklaşmış "ateşin ısıtıcı bişey" oldugunu söylemiş. 3. kelebek bununla da yetinmeyip biraz daha yaklaşmış ve kanatlarının yandığını görünce geri dönüp "yakıcı birşey" demiş. Sonuncu kelebek daha cok şey ögrenmek istiyormuş. Ateşin çevresinde dolanmış, dönmüş, kavrulmuş ve birden bire ateşin içinde görünmez olmuş...Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş; söylemesine de gerek kalmamıştır...
Çünkü o kaybolmuş ateşin içinde ve bir tek o anlayabilmiştir. Aşkta böyle birşey içinde kaybolmadan ne olduğunu asla öğrenemezsiniz...
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 07.02.2010 Pazar - 19:17

Başbakan’la İstanbul’daki “açılım toplantısı”nda buluşacak olan İbrahim Tatlıses’ten bir ricam var:

Başbakan’a Dolmabahçe’de “Agir Ketiye Dilemin”i söylesin. Kürtçe “Yüreğime ateş düştü” diye ağıt yaksın.

Sonra desin ki:

“Siz bizi Kürt açılımı için çağırdınız buraya… Ama biliyor musunuz ki, Ankara’da daha 2 ay önce 29 yaşında bir genç, bir doğum gününde, benim söylediğim bu türküyü bir türkü barda söylediği için polis tarafından kurşunlandı.”

Desin ki:

“İşletme okumuştu Emrah Gezer... Ölmese Abdülatif Şener’in Türkiye Partisi’nin Diyarbakır İl Başkanı olacaktı. Polisin sıktığı 15 kurşundan birini sırtından çıkardılar.”

Desin ki:

“Tek suçu, sizin ‘Artık serbest’ dediğiniz, bizim her gün, her mekânda rahatça söylediğimiz türküyü mırıldanmaktı.”

Ve sorsun:

“Kürtçe teoride serbest, pratikte yasak mı? Nasıl söndüreceğiz şimdi Emrah’ın babasının yüreğine düşen ateşi?

 

* * *

 

Bir hafta sonra sinemacılarla toplanacakmış Başbakan…

O toplantıya katılacaksa Uğur Yücel’den bir ricam var.

O ki savaştan dönen askerlerin “Güneydoğu sendromu”nu önce “Yazı-Tura’”da mükemmelen anlatmıştı; şimdi de “Ejder Kapanı”nda getiriyor gündeme…

Göze göz” diye diye körleştirilmiş, “kana kan” diye diye yek diğerine düşman edilmiş bir toplumun savaş yaralarına, rehabilitasyon ihtiyacına dikkat çekiyor.

İsterim ki o da Emrah’ı vuran polisin Güneydoğu’da 10 yıl Özel Harekat Tim’inde görev yaptığını söylesin.

“Kürtçenin uzun süre ‘düşmanın dili’ diye belletildiği bir coğrafyada onca yıl savaştıktan sonra Çankaya’da bir karakola atanınca, görev başında olmadığı halde duyduğu bir Kürtçe türkü karşısında elinin nasıl silaha gittiğini” anlatsın.

Her iki taraftaki bu öfke gemlenmeden, bu kin söndürülmeden açılımın ne kadar zor olacağından bahsetsin.

Amerika’nın Vietnam gazileri için uyguladığı “savaş sonrası stres bozukluğu” programlarını anlatsın.

Hiç gündemde değil; ama yaraları sarmak için dağdan inen herkese psikolojik tedavi uygulamanın şart olduğunu hatırlatsın.

 

* * *

 

Sonraki hafta da yazarlar buluşacakmış Başbakan’la…

Davetli listesinde Adalet Ağaoğlu’nun adını gördüm.

O, adı gibi adaletlidir. Her daim hakkı yenilenin safında, ezilenin yanında bir barış meleğidir.

İsterim ki, Emrah’ın babasının şu satırlarını Başbakan’a iletsin:

“Oğluma Kürtçe türkü söyledi diye ateş eden polis eminim ki, kendini Cudi’de, Gabar’da, Lice’de, Silvan’da hissediyordu. Son 2 yılda polis kurşunuyla katledilen gençlerimizin sayısı benim oğlumla beraber 79 oldu. Nasıl olur da, Güneydoğu’dan yeni dönmüş bir polis memuru, Çankaya’da normal bir polis karakoluna tayin edilebilir?

Bizlerin yüreğine ateş düştü. Bundan sonra başkalarının yanmaması, başka ana babaların ağlamaması için bu tür görevlerde bulunmuş güvenlikçilere mutlaka ruhsal tedavi verilmesi gerekmiyor mu?”

 

* * *

 

Yeni bir dönemin açılabilmesi için, eski dönemin nifak tohumlarının bir daha filizlenemeyecek kadar derine gömülmesi ve yerine kardeşlik tohumları ekilmesi gerekiyor.

Bu ekim, sanatçıya düşer.

Onlara güveniyoruz.   

 

Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 08.02.2010 Pazartesi - 13:37

 

Herkesin Keyfi Yerinde

Everybody’s Fine

 

 

Yönetmen : Kirk Jones
Oyuncular : Robert DeNiro, Drew Barrymore,
Kate Beskinsale,Sam Rockwell
Tür : Dram , Komedi , Macera
Ülke/Ülkeler : ABD,İtalya
Yapım : 2009
Vizyona Giriş Tarihi : 05 Şubat 2010
Konu : Frank Goode ailesini ayakta tutabilmek için her saat çalışmış, 60 yaşına geldiğinde, zamanın geçip gittiğini ve çocuklarının büyüdüğünü göremediğini fark etmiştir. Zamanı geri döndürüp çocuklarıyla tekrar bir araya gelme hevesiyle Frank ani bir yolculuğa çıkar. Ancak kısa sürede karısının ona çocukların durumlarıyla ilgili bilgi verirken, kötü haberleri atladığını ve iyi haberleri abarttığını fark eder
Web Sitesi : http://www.everybodysfinemovie.com

 

 

Cevap :
Adı Soyadı :
Burak Culha
Kayıt Tarihi :
08.02.2010
Son Ziyareti :
07.09.2010
Gönderilme Tarihi : 09.02.2010 Salı - 19:46

a-squared free ile bilgisayarınızda Trojan, Dialer, Worms, Spyware gibi zararlıları arayabilirsiniz. a-squared Free arkaplanda çalışan uygulamalardan değil, sadece tarama yapabiliyor. Language kısmından Turkish-Türkçe seçeneğiyle Türkçeleştirebilirsiniz.

İndir!!!




Cevap :
Adı Soyadı :
Burak Culha
Kayıt Tarihi :
08.02.2010
Son Ziyareti :
07.09.2010
Gönderilme Tarihi : 10.02.2010 Çarşamba - 22:35

Sesini duydugunuz anda avuclariniz terlemeye kalbiniz deli gibi carpmaya ba$liyorsa...
Bu a$k degil HO$LANMAKtir

Ellerinizi ondan cekemiyor surekli dokunmak sarilmak istiyorsaniz..
Bu a$k degil ARZULAMAKtir

Yaninizda bir tek o oldugu icin onu istiyorsaniz....
Bu a$k degil YALNIZLIKtir

Herkes onunla olmanizi bekledigi icin onunlaysaniz...
Bu a$k degil SADAKATtir

Size sicak, yakin davrandigi icin onunlaysaniz...
Bu a$k degil KENDINE GUVENSIZLIKtir

Uzulmesini istemediginiz icin onunlaysaniz...
Bu a$k degil ACIMAKtir

Ona deger verdiginiz icin hatalarini ho$goruyorsaniz..
Bu a$k degil ARKADA$LIKtir

Butun gun ondan ba$ka hicbir$ey du$unmediginizi soyluyorsaniz..
Bu a$k degil KOCA BIR YALANdir

Onun iyiligi icin kendinizden cok $ey feda edebiliyorsaniz...
Bu a$k degil YARDIMSEVERLIKtir

O uzgunken sizin de kalbiniz aciyorsa...
I$te bu A$Ktir

Tarif edemediginiz bir cekim yuzunden ondan bir turlu kopamadiginizi
du$unuyorsaniz..
I$te bu A$Ktir

O herkese guclu gorunmesine ragmen icindeki zayifligi hissedebiliyorsaniz..
I$te bu A$Ktir

Ba$kalarini da cekici bulmaniza ragmen hic pi$manlik duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsaniz..
I$te bu A$Ktir
Cevap :
Adı Soyadı :
Burak Culha
Kayıt Tarihi :
08.02.2010
Son Ziyareti :
07.09.2010
Gönderilme Tarihi : 12.02.2010 Cuma - 00:11

Gülelim eğlenelim.Benim duyduğum en komik espri:




Bir gün deniz kenarındaydık.Baktık ki küçük köpekbalığı gibi bişey ölmüş.Sağa yatmış,su da balığı sürüklüyor.Elemanın biri dediki :


BATTI BALIK YAN GİDER .
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 12.02.2010 Cuma - 23:36

Bir genç, mahallesinden bir kızı sevmişti.Sonra yolları ayrıldı ve genç gurbete gitmek zorunda kaldı.Aradan uzun yıllar geçti,içindeki aşktan zerre miktar eksilme olmadı.Geri dönebildiğinde sevgilisi ona sitem etmiş ve şöyle demişti:
- A gönlüme hükmeden!..Bunca yıl geçti,yolunu gözledim.Ne bir haber,ne bir mektup?..Meğ...er ne kadar vefasızmışsın?...
Hakiki âşık başını yere eğdi,gözlerinden yaşlar boşandığı sırada cevap verdi:
- Ey sevgili! Yüzünü görmek benim için uğruna ölünecek bir hasret iken,o şerefi postacıya mı bağışlasaydım?..

İskender Pala-Aşkname
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 12.02.2010 Cuma - 23:41

Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa: "Buraların yabancısıyım", demiş. "Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum.Çok yakın olduğunu söylediler". Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra: "Ben de buraya ilk defa geliyorum", demiş. "Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde." Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez. Çocuk: "Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz?" diye gülümsemiş. "Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten". "İyi ama", demiş adam. "Bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?", "Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez", diye atılmış çocuk. "Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara, Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız". Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kâğıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken: "Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim",demiş. "Görmeyi o kadar çok özledim ki. Sizinkiler sağlam öyle değil mi?". Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken: "Artık emin değilim", demiş. "Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür"...
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 01.03.2010 Pazartesi - 20:41

Aşağıda karelerin kesiştiği yerdeki siyah noktaları sayabilir misiniz?



Cevap :
Adı Soyadı :
Çağlayan Özdemir
Kayıt Tarihi :
30.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 31.03.2010 Çarşamba - 16:30





Cevap :
Adı Soyadı :
Çağlayan Özdemir
Kayıt Tarihi :
30.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 31.03.2010 Çarşamba - 16:32

Cevap :
Adı Soyadı :
Çağlayan Özdemir
Kayıt Tarihi :
30.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 31.03.2010 Çarşamba - 16:37

Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 12.04.2010 Pazartesi - 13:19

Mersin’den bir okurum telefon açtı…
“Bunu siz yazmalısınız” deyip anlatmaya başlayacaktı ki…
“Yahu” dedim. “Ben Ankara ekinde yazıyorum.”
“Ne fark eder” diye itiraz etti. “Biz internetten okuyoruz Ankara ekini.”
Mersin’den okurum; onca yazar varken beni arıyor, söylediğini yapmamak olur mu?
“Tamam” dedim. “Buyurun dinliyorum.”
“Yağma yok” dedi. Anlattığımı öyküleştirip yazacaksınız!”
“Peki...”
Dinleyince, okurumun yalancısı olma ihtimalini zayıf görerek sözümü tutmaya karar verdim. Buyurunuz aşağıda…
***
Şule Hanım, Mersin’de bir bankada çalışmaktadır. Dışarıdan gür bıyıklı adamın sesi duyulur. “Beni Danyal Ağa’nın gızının yanına götür.”
Güvenlik görevlisi, adamı Şule Hanım’ın yanına getirir...
- Gızım, ben tüccarım, bana gredi ver, gredi gardı ver…
“Peki efendim. Buyurun şu formları doldurun. Bağ-Kur’lusunuz değil mi?”
-Yogh…(Bu sesi okurum telefonda aynen çıkardı) Yeşil gartlıyım.
“Nasıl yani? Ama kredi istiyorsunuz.”
- Olsun. Bak dışarıda cipim var, bir sürü goyunlarım var, tonlarca garbuzum var. Öderim gredini merak etme…
“O zaman yeşil gardı, pardon yeşil kartı nasıl aldınız?”
- Orasını garıştırmayacaksın. Ben sen Dayyal Ağa’nın gızısın diye geldim. Yardım edecen diye. Sen beni azarlıyon.
***
Kalkmış gitmiş ya da galkmış gitmiş adam; her neyse…
Söyler misiniz bana: Hem koyunları, hem tonlarca karpuzu, hem cipi, hem yeşil kartı olan, hem de kredi ve kredi kartı isteklisi bir adam, dünyanın başka bir ülkesinde yaşıyor olabilir mi?

Can GAZALCI
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 12.04.2010 Pazartesi - 13:31

İki Babalık
Old Dogs
Yönetmen:
Walt Becker
Oyuncular: Robin Williams, John Travolta, Justin Long
ABD / 2009 Orijinal/Altyazılı - 90 Dakika Aile, Komedi


Filmin Konusu: Altı yaşında ikiz çocukları olan boşanmış bir baba ile hovarda ruhlu arkadaşı bu iki çocuğun bakımı ve sorumluluğu iki hafta boyunca üzerlerine kalınca çareyi ikizleri ve kendilerini bir yaz kampına katılmakta bulurlar. Yaz kampının yöneticisi Barry ikizlerle birlikte kampa gelen adamların aslında sevgili olduklarını ve ikizleri evlât edindiklerini düşünür. Bu nedenle bir an bile eleştirel gözlerini onların üzerlerinden ayırmaz.
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 12.04.2010 Pazartesi - 13:40

















Yönetmen
:
















Oğulcan Kırca
Oyuncular : Levent Kırca, Başak Daşman, Korel Cezayirli , Suna Selen
Tür : Dram
Ülke/Ülkeler : Türkiye
Süre : 110dk.
Yapım : 2010
Vizyona Giriş 09 Nisan 2010
Konu : Ruhi taşrada küçük bir istasyonda emekliliğine gün sayan bir memurdur. Emekli ikramiyesiyle çatısı akmayan bir ev alıp hayatının son demlerini huzurlu bir şekilde geçirmek ise en büyük hayalidir. Fakat kızı Esra ve küçük oğlu Önder’in daha iyi yaşamak gibi masum hayalleri vardır. Onların bu hayalleri bütün aileyi bir anda İstanbul’a sürükler. Ruhi’nin eşi ve annesiyle birlikte İstanbul’a gelmesiyle gelişen olaylar artık kimsenin kontrolünde değildir.
Cevap :
Adı Soyadı :
Kaya Karabudak
Kayıt Tarihi :
31.08.2008
Son Ziyareti :
08.09.2010
Gönderilme Tarihi : 28.06.2010 Pazartesi - 20:45

 Yapım:
  • Tür:
  • Yönetmen:
  • Senaryo:
  • Yapımcı:
  • Görüntü Yönetmeni:
  • Müzik:
  • Süre:
  • 1 saat 40 dk
  • Gösterim Tarihi:
  • 12 Mart 2010 (Türkiye)  
    Tinne Köyü’nün muhtarı Yusuf Ağa, resmi olarak kaydı bulunmayan köyünü tanıtmak için devlet büyüklerine mektuplar yazmaktadır. Oğlu İbrahim’i de sırf bu amaç uğruna, okuyup büyüsün diye bir fakülte avlusuna bırakmıştır. Papaz Hana, İbrahim’i nüfusuna geçirmiş ve ona sahip çıkmıştır. İbrahim 30 yaşına geldiğinde Amerikalı aşkı Jessica’yla birlikte köye dönmüştür. Tinne köyü Kürt genci İbrahim ve Amerikalı Jessica’nın vatanı olabilecek midir?

  • Cevap :
    Adı Soyadı :
    Kaya Karabudak
    Kayıt Tarihi :
    31.08.2008
    Son Ziyareti :
    08.09.2010
    Gönderilme Tarihi : 28.06.2010 Pazartesi - 20:47



    01. Beyaz Giyme
    Solist: Yavuz Bingöl Yöre: Bolu

    02. Metris
    Solist: Yıldız Tilbe Söz & Müzik: Mehmet Koç

    03. Eğin Türküsü
    Solist: Onur Akın Yöre: Erzincan / Eğin

    04. Bilemedim
    Solist: Hüseyin Turan Söz & Müzik: Aşık Mahsuni Şerif

    05. Alma Attım Yuvarlandı
    Solist: Gülay Yöre: Ovacık / Tunceli

    06. Kime Kin Ettin
    Solist: Berdan Mardini Yöre: Akçadağ / Malatya

    07. Yüksek Minarade Kandiller Yanar
    Solist: Ender Balkır Yöre: Harput / Elazığ

    08. Ben Sana Yandım Gelin
    Solist: Hakan Yeşilyurt Yöre: Antep

    09. Bülbül Ağlar Gül Ağlar
    Solist: Nilüfer Sarıtaş Söz & Müzik: Erdal Erzincan

    10. Ağlama Yar
    Solist: Oğuz Aksaç Yöre: Diyarbakır

    11. Turnam Gidersen Mardine
    Solist: Seyfi Yerlikaya Söz & Beste: Ermeni Halk Ezgisi

    12. Sen Bir Ceylan Olsan
    Solist: Koro Söz & Müzik: Aşık Veysel

    13. Gel Gör Beni Aşk Neyledi
    Solist: Yıldız Tilbe Söz & Beste: Yunus Emre
    Cevap :
    Adı Soyadı :
    Çağlayan Özdemir
    Kayıt Tarihi :
    30.08.2008
    Son Ziyareti :
    08.09.2010
    Gönderilme Tarihi : 07.07.2010 Çarşamba - 11:44


    BİLİRSİNİZ, ÜNLÜ RUS FİZYOLOG PAVLOV, KÖPEKLERİNE ET VERİRKEN ZİL
    ÇALINCA VE BUNU ÇOK KEZ TEKRARLAYINCA, ZİL SESİNİ İŞİTTİĞİNDE ET
    GÖRMEDEN DE HAYVANIN SALYASI AKMAYA BAŞLAR.

    BU, "ŞARTLI REFLEKS"TİR.

    HAYVANIN "TABİATINDA OLMAYAN" BIR UYARAN (ZİL SESİ), ONU "TABİATINDA
    OLAN" ETİ GÖRMÜŞ GİBİ HEYECANLANDIRMAKTADIR.

    EĞER SÜREKLİ OLARAK ZİL ÇALAR AMA HİÇ ET GÖSTERMEZSENİZ, BİR SÜRE SONRA ŞARTLI REFLEKS SÖNER.

    DEVAMIN SAĞLANMASI İÇİN ARADA BİR ET GÖSTERİLEREK REFLEKS
    PEKİŞTİRİLMELİDİR.

    HİÇBİRİMİZ DÜNYAYA TÜRK, MEKSİKALI, SÜNNİ VEYA KATOLİK OLARAK GELMEYİZ.

    BUNLAR BİZE ÖĞRETİLEN DEĞERLER, BİR BAŞKA DEYİŞLE, ŞARTLI REFLEKSLERDİR.

    EĞER PEKİŞTİRİLMEZLERSE, ZAMANLA SÖNERLER.

    BIR GÜN PAVLOV'UN ENSTİTÜSÜNÜ SU BASAR. KÖPEKLERİN BIR KISMI BOĞULUR, BIR KISMI DA GÜNLERCE KORKUYLA TİTREŞİR ÇÜNKÜ ÖLÜMDEN ZOR KURTULMUŞLARDIR.

    KURTARILABİLENLER TEKRAR ENSTİTÜYE TOPLANIR.

    PAVLOV ZİL ÇALAR, KÖPEKLERDE TIK YOKTUR.

    ŞU MÜTHİŞ SONUCA VARIR PAVLOV:

    AĞIR TRAVMALAR, ŞARTLI REFLEKSLERİ ORTADAN KALDIRMAKTADIR.

    HAYVAN EN DOĞAL, EN İLKEL DURUMUNA GERI DÖNMEKTEDİR.

    BIR YANDAN HER GÜN GÜNEYDOĞU ŞEHİTLERİ İÇİN "KANLARI YERDE KALMAYACAK" DENMESİNE RAĞMEN KANLARIN SÜREKLİ "YERDE KALMASI",

    BİR YANDAN "ERGENEKON" DENİLEREK BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞUNUN TEK SUÇU
    "ATATÜRK'Ü SEVMEK" OLAN İNSANLARIN SABAHA KARŞI EVLERİNDEN ALINARAK
    HAPSE ATILMALARI,

    BİR YANDAN ARABA YAKIP POLİSE TAŞ ATARAK GELİŞEN ETNİK KALKIŞMALAR…

    HEPSİNİ TOPLARSANIZ, TEMEL GÜVENLİK DUYGUSUNUN ARTIK ZATEN ORTADAN
    KALKTIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ.

    PAVLOV'UN KÖPEKLERİNDEKİ GİBİ, AĞIR TRAVMALARLA BİZİM DE ŞARTLI
    REFLEKSLERİMİZ (MİLLİ DUYGULARIMIZ VE TEPKİLERİMİZ) KIRILIYOR.

    EMPERYALISTLER SİNSİ SAVAŞLARINDA PSIKOLOJI BİLİMİNİ KULLANIRLAR.

    MESELA ERMENILERLE TÜRKLER ARASINDA ULUSAL BIR DÜŞMANLIK MI VAR, ORADA PSIKIYATRIST VAMIK VOLKAN GIRER DEVREYE VE BU DÜŞMANLIĞIN KÖKENLERINI "İNCELER" (!)

    BURADA IZLENEN YOL, ABD'NİN TEHDİT OLARAK GÖRDÜĞÜ ULUSLARIN ULUSAL
    BİLİNÇLERİNİN, TARİHLERİNİN VE BENLİKLERİNİN SORGULANMASI,
    "AŞINDIRILMASI"DIR.

    KISACASI, MILLI DUYGUNUN YOK EDILMESIDIR ETNIK PSİKİYATRİNİN GÖREVI.

    BIR ULUSUN ULUSAL BİLİNCİNİ, ULUSAL DUYGUSUNU VE REFLEKSLERİNİ NASIL YOK EDERSİNİZ?

    BUNUN DENENMİŞ, SINANMIŞ BİR YÖNTEMİ VARDIR:

    "O ULUSUN TARİHSEL VARLIĞINI SORGULAMAYA AÇARSINIZ".

    YANİ O ULUSUN TARİHİNİ YENİDEN TARTIŞIRSINIZ.

    MESELA TÜRKLER KENDİLERİNİ KAHRAMAN BIR ULUS OLARAK MI GÖRÜYORLAR?

    ONLARA NE KADAR KORKAK BIR ULUS OLDUKLARINI GÖSTERMEK GEREKİR.

    YA DA TÜRKLER ATATÜRK'Ü ÇOK MU YÜCELTİYORLAR?

    ONLARA ATATÜRK'ÜN NE KADAR SIRADAN BİRİSİ OLDUĞUNU GÖSTERMELİSİNİZ.

    FARKINDAYSANIZ SON ON YILDIR TAM DA BÖYLESİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ.

    "DEMOKRATLIK", "TARTIŞMA KÜLTÜRÜ" ADINA NEYİ TARTIŞIYORUZ VE BİZDEN NEYİ KABUL ETMEMİZ İSTENİYOR?

    DİYORLAR Kİ, "SİZ SOYKIRIMCI BIR MİLLETSİNİZ!

    ERMENİLERE SOYKIRIM UYGULADINIZ ..."

    BİZ DİYORUZ Kİ, "HAYIR, UYGULAMADIK !"

    O ZAMAN DENİYOR Kİ: "TAMAM, MADEM UYGULAMADINIZ, BUNU TARTIŞALIM, ÖYLE SONUCA VARALIM".

    SİZE MANTIKLI GELİYOR, "NASILSA SUÇLU DEĞİLİZ, TARTIŞMADAN GALİP
    AYRILIRIZ" DİYORSUNUZ.

    AMA TARTIŞMA MASASI KURULDUĞUNDA EŞİT BİR TARTIŞMA ŞANSI OLMADIĞINI GÖRÜYORSUNUZ.

    BAKIYORSUNUZ, TÜM TELEVIZYONLAR, GAZETELER, "AYDINLAR" SİZİN ERMENİLERİ KATLETTİĞİNİZİ YAYMAYA BAŞLIYOR. KANITLARI VAR MI ?

    ELBETTE YOK.

    AMA YALAN BİR KEZ YAYILDI MI VE YALANI SÖYLEYENLERİN SAYISI DA YETERİ
    KADAR ÇOK OLDU MU, GERÇEĞİN SESİ BASKILANIYOR.

    "HAYIR" DİYORSUNUZ, "GERÇEKLERI BİR DE BİZ ANLATALIM",

    AMA ANLATAMIYORSUNUZ ÇÜNKÜ TÜM PROPAGANDA KANALLARI SİZE KAPATILMIŞ DURUMDA.

    İŞTE O ZAMAN ANLIYORSUNUZ "TARTIŞMAYA AÇMAK" DENİLEN TUZAĞI.

    _BU SÜRECİN SONUNDA, ULUSAL GURURU VE HASSASİYETLERI YÜKSEK İNSANLAR BİLE "ACABA" DEMEYE BAŞLIYOR, "ACABA GERÇEKTEN ERMENİLERİ BİZ Mİ KATLETTIK ?"._

    "ULUSAL BENLİKTE İLK KIRILMA" YAŞANIYOR...

    PSİKOLOJİK HARBİN ETKİSİ BÜYÜK BIR HIZLA BU ŞEKİLDE YAYILIYOR.

    SIRA KÜRTLERE GELIYOR.

    SIZDEN TARTIŞMANIZI ISTIYORLAR.

    TARTIŞMA BAŞLIYOR VE YINE KAYBEDIYORSUNUZ.

    BIR DÜŞÜNÜN LÜTFEN, SON DÖNEMDE NELERI TARTIŞMAYA AÇTIK VE ŞİMDİ NEREDEYİZ:

    BUGÜN MISAK-I MILLI'YI PEK ÖNEMSEMİYORUZ.

    KIRMIZI ÇİZGİLERİ UMURSAMIYORUZ.

    TÜRK DİLİNİN ÖNEMİ KALMAMIŞ.

    BU ÜLKEDE FEDERASYON DA OLABILIR, ERMENILERDEN ÖZÜR DE DİLEYEBILIRIZ,
    KÜRTLERE "BIRAZ" TOPRAK DA VEREBİLİRİZ.

    KISACASI, ULUSAL VARLIĞIMIZA AİT HAYATI HER ALANDA KAYBETMİŞ DURUMDAYIZ.

    SIRADA NE VAR ?

    ATATÜRK VAR ELBETTE...
    ÇÜNKÜ ÖNEMLI OLAN, ULUSAL ÖNDERLERİ YOK ETMEK.

    O HALDE, ONUN NE KADAR ZALIM BIR DİKTATÖR OLDUĞUNU TARTIŞALIM.

    ONUN ZAAFLARINI TARTIŞALIM.

    HATTA ONUN ANASINI BİLE TARTIŞALIM.

    EVET, EMPERYALİSTLERIN GÜNDEMINDE BU BİLE VAR.

    "TARTIŞIN" DIYORLAR,

    "BİZ SİZİNLE ÖNDERİNİZİN ANASINI TARTIŞMAK ISTIYORUZ !"

    SONRA SIRA SİZİN ANANIZA GELECEK ELBETTE.

    HEPİNİZİNKİNE GELECEK...

    İŞTE PSİKOLOJIK HARP BUDUR ARKADAŞLAR...

    ŞİMDİ YILLAR ÖNCESİNE GİDELİM.

    MONDROS IMZALANMIŞ.

    DÜŞMAN ASKERLERI İSTANBUL'A ÇIKARTMA YAPIYOR.

    MİLYONLARCA TÜRK, SADECE İZLİYOR !

    DEMEK Kİ ÖNEMLI OLAN İLK ADIM: "İŞGALİ İZLETTİREBİLMEK"MİŞ.

    AMA AYNI ZAMANDA BIR DE MASA KONUYOR ORTAYA:

    "TARTIŞACAKSINIZ"....

    TARTIŞMA MASASINDA BİZİM SADRAZAM EFENDİ EMPERYALİSTLERE YALVARIYOR,
    "BİRAZ ACIYIN" DİYE.

    "İZLEYEREK", "TARTIŞARAK" NEREYE VARABİLİRSİNİZ ?

    EMPERYALİSTLER ŞU ANDA BEYİNLERİMİZE VE YÜREKLERİMİZE YÜZYILIN
    ÇIKARTMASINI YAPIYOR.

    MEHMET AKİF, ÇANAKKALE İÇİN NE DİYORDU ?

    "ŞU BOĞAZ HARBİ NEDİR, VAR MI DÜNYADA BİR EŞİ ?

    EN KESİF ORDULARIN YÜKLENİYOR DÖRDÜ BEŞİ

    TEPEDEN YOL BULARAK GEÇMEK İÇİN MARMARA'YA

    KAÇ DONANMAYLA SARILMIŞ UFACIK BİR KARAYA"...

    ÇIKARTMA SÜRERKEN IKI TAVIR VARDIR ALINABİLECEK.
    BİRİNCİSİ ŞU:

    İSTANBUL'DA IŞGALCILERI KARŞILAYAN VE ONLARDAN "TOKAT YİYEN" BIR OSMANLI PAŞASI OLABİLİRSİNİZ VEYA DOLMABAHÇE'DEN ÇIKARTMAYI İZLEYEN BİR PADİŞAH.

    BELKİ DE EVİNİN PERDELERİNİ KAPATAN SIRADAN VE SUSKUN BIR TÜRK.

    AMA ASLINDA HEPSI AYNI KAPIYA VE AYNI KİŞİLİĞE ÇIKAR:

    "İZLERSİNİZ !"

    HER ŞEYİ...

    YA DA ILK KURŞUNU ATAN HASAN TAHSIN OLURSUNUZ.

    HASAN TAHSIN'E KADAR BU ÜLKEDE DÜŞMANA HİÇ KURŞUN ATILMADIĞINI BILMEK NE KADAR UTANÇ VERİCİDİR ASLINDA.

    HASAN TAHSIN'I NE KADAR TANIYORUZ ?

    ONU "HASAN TAHSIN" YAPAN NEDIR ?

    "İLK KURŞUN"DAN ÖNCE DE KURŞUN ATMIŞTIR BU KAHRAMAN ADAM.

    HASAN TAHSIN AVRUPA'DADIR VE BIR FILME GIDER. FILMDE TÜRKLER
    AŞAĞILANMAKTADIR.

    HASAN TAHSİN BU FİLMİ İZLEMEZ, "ÖNCE İZLEYEYİM, SONRA ELEŞTİREYIM" DEMEZ.

    ÇIKARIR SİLAHINI, ATEŞ EDER BEYAZ PERDEYE.

    FİLM DE ORADA BİTER !

    HASAN TAHSİN'İN İNSANİ VE SIRADAN YANIDIR BU.

    HİÇBİR İNSAN KENDİSİNE, ANASINA, BABASINA, MILLETİNE, BAYRAĞINA
    KÜFRETTİRMEZ.

    EN BASİT İNSAN GERÇEĞİDİR BU.

    İLKOKULDA BIR ÇOCUĞUN ANASINA KÜFRETMEYE KALKARSANIZ, SİZİNLE "ANASININ DURUMUNU" "TARTIŞMAZ".

    BUNUN CEVABI, SURATINIZA YİYECEĞİNİZ BİR YUMRUKTUR.

    ÇÜNKÜ ÇOCUĞUN EN İNSANİ VE SIRADAN YANIDIR BU.


    ERGENEKON, ERMENİ SORUNU, KÜRT AÇILIMI VE

    CAN DÜNDAR’IN "İNSANİ" DENİLEN "MUSTAFA" BELGESELİNİN BAM TELİ
    "BURASIDIR"...

    PROF. DR. KEREM DOKSAT
    PSİKİYATRİST
    Cevap :
    Adı Soyadı :
    Kaya Karabudak
    Kayıt Tarihi :
    31.08.2008
    Son Ziyareti :
    08.09.2010
    Gönderilme Tarihi : 21.08.2010 Cumartesi - 23:04

    <embed name="deneme" width="480" height="340" allowfullscreen="true" src="http://www.maxilamba.com/player.swf" flashvars="file=http://blip.tv/file/get/Robincrouse-CemCULHASevdiim235.flv&image="" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://get.adobe.com/flashplayer/"gt;</embed> Söz: Kaya KARABUDAK
    Müzik ve Yorum: Cem CULHA
    Kameraman: Ali Engin DEMİREL
    Cevap :
    Adı Soyadı :
    Kaya Karabudak
    Kayıt Tarihi :
    31.08.2008
    Son Ziyareti :
    08.09.2010
    Gönderilme Tarihi : 21.08.2010 Cumartesi - 20:36

    <embed name="deneme" width="480" height="340" allowfullscreen="true" src="http://www.maxilamba.com/player.swf" flashvars="file=http://blip.tv/file/get/Robincrouse-CemCULHASendedirSende994.flv&image="" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://get.adobe.com/flashplayer/"gt;</embed> Söz: Kaya KARABUDAK
    Müzik ve Yorum: Cem CULHA
    Kameraman: Ali Engin DEMİREL
    Cevap :
    Adı Soyadı :
    Kaya Karabudak
    Kayıt Tarihi :
    31.08.2008
    Son Ziyareti :
    08.09.2010
    Gönderilme Tarihi : 22.08.2010 Pazar - 18:32

    <object width="400" height="200"><iframe src="http://www.ogcopen.com/gooweb/" width="1024" height="678" marginwidth="0" marginheight="0" hspace="0" vspace="0" frameborder="0" scrolling="no"></iframe><object>
    Cevap :
    Adı Soyadı :
    Kaya Karabudak
    Kayıt Tarihi :
    31.08.2008
    Son Ziyareti :
    08.09.2010
    Gönderilme Tarihi : 22.08.2010 Pazar - 19:00

    <object width="800" height="480">
    Cevap :
    Adı Soyadı :
    Kaya Karabudak
    Kayıt Tarihi :
    31.08.2008
    Son Ziyareti :
    08.09.2010
    Gönderilme Tarihi : 07.09.2010 Salı - 21:45

    <embed name="deneme" width="480" height="340" allowfullscreen="true" src="http://www.maxilamba.com/player.swf" flashvars="file=http://blip.tv/file/get/Robincrouse-CemCULHAOlmuyor880.flv&image="" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://get.adobe.com/flashplayer/"gt;</embed> Söz ve Müzik: Kaya KARABUDAK
    Yorum: Cem CULHA
    Kameraman: Ali Engin DEMİREL


    Saat ve Tarih

    Açılış Sayfam Yap

    Favorilerime Ekle

    Hava Durumu
    Ankara İstanbul İzmir
    ANKARA İSTANBUL İZMİR

    Sivas 3 Günlük Tahmin
    SİVAS SİVAS SİVAS
    Önemli Siteler
    Sincan Köyü

    Dikmeçay Köyü Derneği

    Dikmeçay Köyü

    Cürek Web Sitesi

    Divriği Kültür Derneği

    Güneş Köyü İstanbul Derneği

    Mursal Köyü

    Tepehan Köyü


    Tümünü Göster


    Reklam Şirketinin sürekli uyarılmasına rağmen uygunsuz reklamlar devam ettiğinden, Site Yönetimi tarafından reklamlar kaldırılmıştır.
    Anadolu Sistem2007 - 2010 Bu site Anadolu Sistem ile Çetin KARABUDAK tarafından hazırlanmıştır.10947 Tekil Ziyaretçi