 |
Tekil Ziyaretçi Sayısı |
 |
 |
| Şu An Sitede | : 1 |
| Bugün | : 29 |
| Dün | : 38 |
| Bu Ay | : 386 | |
 |
 |
 |
 |
|
Sınırlı Bölge. Bu sayfaya sadece üyeler erişebilir.
 |
Güneş Köyü Forumları - Makaleler |
 |
 |
| Yanındakini Görememek |
 |
Adı Soyadı : Kaya Karabudak |
Kayıt Tarihi : 31.08.2008 |
Son Ziyareti : 09.09.2010 |
|
Gönderilme Tarihi : 22.02.2010 Pazartesi - 11:08
Bazen nicedir görmediğimiz biriyle karşılaşınca bize hayatımızla ilgili sorular sorar. Aslında bunların bize en yakınlarımız tarafından sorulmasını istediğimizi düşündünüz mü hiç?
İnsanların, örneğin bir uçak yolculuğunda, hiç tanımadığı birilerine bütün dertlerini anlatacak kadar açılabildiklerini duymuşsunuzdur. Uçakta görüp içinizi açtığınız kişi sizi muhtemelen alana iner inmez unutacaktır. En fazla, “Yanımda oturan da yol boyu kafamı şişirdi” diye sizi yakınlarına şikâyet edecektir. Bunun dışında ondan zarar görmeniz beklenmez. Oysa kârlısınızdır: “Şimdiki zaman”da rahatlarken, gelecekle ilgili risk almamış da olursunuz.
Yakınlarımıza iç dünyamızla ilgili sıkıntılı bir şeyler anlatmanın “risk” olması, insanın bir tür iç trajedisidir. Derdinizi anlattığınız kişiyle aynı zamanda “güçsüzlüğünüzü” de paylaşmış olduğunuz hissine kapılırsınız. Üstelik onun tarafından halledilebilecek (ya da öyle sandığınız) sorununuz yine de çözülmezse, bir sonraki yolculuğunuzda anlatacak bir konunuz daha var demektir.
***
Bütün bunları düşünürken, Nurettin Kurt’un haberini gördüm: “Ankara’da bir polis memuru, eşinin aşırı titizliğini gerekçe göstererek boşanma davası açtı. Örnek olarak da beş yıllık eşinin kendisini çamaşır suyuyla yıkamasını gösterdi.” Haberi okuyunca kocanın yaşadıklarını düşünmekten kendimi alamadım. Çamaşır suyuyla yıkanmayı bir saldırı olarak nitelememiş, yalnızca “Eşim çok titiz” demiş, fakir. Yani yıllarca çamaşır suyuyla keselendikten sonra artık daha fazla dayanamamış gibi bir hali var, adamın. Tamam, yanı başımızda olup bitenlerin farkında olalım ama mümkünse bu kadar da yanlış anlamayalım. Baksanıza iş ayrılığa kadar varıyor, sonra. Bir an için kocanın yerine kendinizi koyun… Bütün gün suç işleyenlerle uğraştıktan sonra eve geldiğinizde eşiniz sizi elinde çamaşır suyuyla karşılayıp banyoya kovalıyor. Bir gece önceden leğende bekletmediği için ona teşekkür etmeniz lazım ama önce “bunun derdi ne” diye düşünmeniz gerekmez mi? Kadının yaptığını titizlik olarak gören adam bunu atlamış gibi. Büyük ihtimalle, kocasını çamaşır suyuyla yıkayan kadın çok mutsuzdu. Sanırım işin sırrı birbirimizi o noktaya getirmeden “yakalamakta.” Kimbilir insanların hangi sorunları, hangi tuhaf davranışlarda baş gösteriyor? İnsan, bıçak kemiğe dayandığında, iç bariyerlerini yıkıp tuhaf işler yapabilir. Bu noktaya gelen biri bazen çok yakınımızda olabilir. Her gün gördüklerimize, hayatımızı paylaştıklarımıza, hatta yanından geçip gittiklerimize bazen geriye çekilip daha uzaktan bakmak gerekiyor, sanırım. Belki o zaman, onları daha yakından görebiliriz…
Yazar: Can GAZALCI
|
|
 |
 |
 |
 |
|
|